Film, 60'lı yılların ilk yarısında yoksul bir Anadolu köyünde çobanlık yapan Yakup'un, köyün yakınından geçen trende gördüğü bir kızın kendisine mendilini vermesiyle tutulduğu kara sevdayı konu alıyor. "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapma" ile herkesin kalbine dokunan bir hikâye anlatan Uluçay, yeni filminde bu kez çocukluğundan beri iç içe yaşadığı cinleri de, hayaletleri de bizlere tanıtırken, Gaipler Köyü'nde yaşanan çok zengin bir aşk hikayesini anlatıyor. Uluçay, körler, sakatlar, deliler ve şizofrenlerin, gözlerimizi yaşartacak kadar güçlü bir dayanıklılıkla karşılıksız bir dayanışma içine girdikleri filmini "görsel insanlık senfonisi" olarak nitelendiriyor.
Çekimleri kış ve yaz olmak üzere iki dönemde gerçekleştirilen film Kültür Bakanlığı'ndan da yapım desteği aldı.